Becerikli Mahdumlar [Erdem Yücel]

Bu gruba ait tüm sitelerde yayınlanan makaleler, hiçbir dönemde sansür edilmemiştir. Ayrıca Nisan 2012′den
beri de redakte edilmemekte; doğrusu ve yanlışıyla eser sahibinin gönderdiği özgün hâlde yayınlanmaktadır.
Türkiye deprem gibi bir operasyonla sarsıldı… Üç bakan oğlunun ve bir bakanın isimlerinin karıştığı rüşvet olayının ortaya çıkması bir anda gündemi değiştirmedi, kökünden sarstı. Dış dünyada da yankılanan bu olay Türkiye’nin de imajına zarar verdi. Böylesi bir olay Batı ülkelerinde olmuş olsaydı (oralarda olması hayal bile edilemez) o bakanlar bir gün bile yerlerinde kalamaz istifa eder, belki de hükûmet bile düşerdi. Ne var ki, bizim ülkemizde istifa diye bir sözcük yalnızca sözlüklerde kalıyor. Türkiye’de istifa müessesesini nedense kimse hatırlamıyor. Belirli görevlere gelenler koltuklarına sanki zamkla yapışıyor. Bu öyle bir zamk ki, maşallah Japon yapıştırıcısından bile çok daha güçlü…

Bakan çocuklarının da isimlerinin karıştığı akıl almaz rüşvet operasyonunda şimdilik kabak polisin başına patlamış olacak ki, başta İstanbul Emniyet Müdürü olmak üzere birçok şube müdürünün değiştirildiğini görüyoruz. Gezi olaylarında destan yazdıkları söylenen, ikramiye ile taltif edilen polisler böyle bir olayla karşılaşacaklarını o günlerde düşünebilirler miydi?

AKP’yi iktidara taşıyan sloganlardan birisi de “3 Y” idi. Yani Yasaklar, Yolsuzluk ve Yoksulluk… Daha geçenlerde Bülent Arınç bu 3 Y’den söz etmişti!..

3 Y’den biri olan yolsuzluk yargıya intikal ettiğinden bizim şimdilik bu konuda bir şey söylememiz olanaksız. Ancak tarihin her döneminde oğulların babalarının başına akla gelmeyecek işler açtığı, o adamları yerlerinden ettiği de bilinir. Yanılmıyorsam iki yıl önce; “Bir zamanların ve bugünün dâhi çocukları (!)” ve “Mahdumun muhterem babasını üzmeyin” diye iki köşe yazısı yazmıştım. Şimdi yeri gelmişken o iki yazımın bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Basınımızı izlediğinizde bazı siyasilerin çocuklarının gencecik yaşlarına rağmen dâhilere taş çıkartacak derecede beceri sahibi olduklarını görüyoruz. Kuşkusuz memleketimiz ne cevherler çıkarıyor diye onları eleştireceğimize sevinmeliyiz!.. Ancak onların dehaları bilim ve kültüre değil de ticarete odaklanmışlar. Bundan böyle günümüz ekonomi devri diyecek olursanız; bizlere de haklı olarak söz düşmez. Ekonomi bütün dünyayı sarsıyor, bizi ise teğet geçmek yerine göbekten vuruyor. Bu yönden ilerisi için ekonomi ve ticaret alış verişi yönünden dehalara ihtiyacımız olduğu da bir gerçektir.

Şimdi dehanın, dâhinin ne olduğu konusu üzerinde biraz duralım:
Yetenekleri olağanüstü işler başaracak, pek önemli ve şaşılacak şeyler yaratacak üstün kişilere dahi ismi yakıştırılmıştır. Bunlara deha sahibi de denilir. Dâhiye yakışan biçimde davrananlara da dâhiyane kişi sözcüğünü de sık sık kullanırız.

Türkiye’de “Dâhi Çocuklar Yasası” vardır ve bu yasa 7 Temmuz 1948’de TBMM’de kabul edilmiş olup hâlen yürürlüktedir. Kanunun çıkış nedeni ise küçük yaşta, müzik alanında büyük bir deha sahibi olan İdil Biret ve Suna Kan’dan kaynaklanmaktadır. Bu kanun teklifi Millî Eğitim ve Bütçe komisyonundan geçtikten sonra "TBMM Genel Kurulu"na getirilmişti. Meclis'te konu tartışılırken Millî Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu söz alarak şöyle konuşmuştur:
Efendim, takdir buyurursunuz ki, bu gibi çocuklar, milletlere tabiatın bir mevhibesidir. Bunlar nereden çıktı diye düşünmeyelim, hakikaten böyle çocuklarımız vardır diye sevinelim. Bunlar millî dehamızın filizleridir, verimleridir, ispatlarıdır. Güzel sanatlarda, bilhassa müzikte bu gibi dehalar küçük yaşta kendilerini belirlerler. Büyük müzisyenlerin böyle yaşta deha eserlerini gösterdikleri sabittir. Garp memleketlerinde bu gibi çocuklara çok ehemmiyet verilmektedir, bunlara çok ihtimam olunmaktadır. Bunlar için ayrı müesseseler vardır ki, bizde bunlar yoktur.”

Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkarılan bir yasa ile güzel sanatların çeşitli alanlarındaki dâhi çocuklar yurt dışına gönderilerek eğitim almaları sağlanmıştı. Bu çocuklar Türkiye’ye döndükten sonra iftihar ettiğimiz gerçek birer sanatçı olmuşlardır. Bunlardan bazılarının isimlerini vermek isterim; Ahmet Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey, Hasan Fehmi Alnar, Necip Kâzım Akses, İdil Biret, Suna Kan ve Bedri Baykam… Kuşkusuz isimlerini şimdi hatırlayamadığım dâhi çocuklarımız daha vardır.

Günümüzde devran değişmiş; dâhilik de farklı boyutlara ulaşmış… Bugünün dâhi çocuklarının (!) güzel sanatların dallarıyla, müzikle, resimle, tiyatro ile pek ilgileri yok… Babalarının yollarından mı, yoksa kendi yollarında mı yürüyorlar, bilemeyiz. Bugünkülerin dâhilikleri para ile babalarının mevkilerine dayanarak iş yerleri açıp, iş takipleri yaparak gösteriyorlar… Kiminin evinde milyonlarca Euro, çelik kasalar ve para sayma makineleri bulunuyor, üst düzey bir bürokrat da onlardan aşağı kalmayarak ayakkabı kutularına paraları doldurmuş…

Her şey para ile endeksli olunca günümüzün dâhileri de anında ortama uymuşlar!..

Jeremy Bentham “Doğruluğun ne olduğunu bilmeden onun hakkında konuşamayız” derken acaba ne düşünmüştü?

Confucius ise “Doğru insan, söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmamasından utanç duyar” derken, kendinden yüzyıllarca sonra gelecek olanları mı düşünmüştü?




Erdem Yücel erdemyucel2002@hotmail.com 
Link

  • ALINTI YAPMAK İÇİN

    • Yazarlarımızın makaleleri ve Sayın Günay Tulun'a ait şiirlerin, "Radyo-TV ile diğer basın ve yayın organlarında" yayım ilkesi: Önceden haber verme, eserin aslına sadık kalma, eser sahibiyle alıntının yapıldığı yer adlarını anlaşılır bir açıklıkla belirtmektir. Yayın öncesi bildirim imkânının bulunamadığı aniden gelişen durumlardaysa nezaket gereği, [sessizliginsesi.tr@gmail.com] adresine yayın sonrası bilgi gönderilmesini rica eder; tüm yayınlarınızın başarılı geçmesini dileriz.
  • ESER EKLEMEK İÇİN

    • "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm basılı ya da dijital yayın sayfalarında halkımızın geniş dünya ilgisine uygun olarak her türlü konuya yer verilmiştir. Yayınlanan fotoğrafların büyük bir kısmı "Kadim Okurlarımız" tarafından gönderilmiştir. Fotoğraf ve çizgi resimlerde "İlişkinlik-Telif Hakkı" konusunda tereddüt oluştuğunda bu eserleri yayından çekme hakkımız saklıdır. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm gazete, dergi, site, blog gibi yayın araçlarında yayınlanan makale ve diğer yazı türleriyle fotoğraf, resim, yorum gibi her türlü eserin; üçüncü şahıs, kurum ve kuruluşlara karşı her türlü sorumluluğu, bu eserlerin sahibi olan yazar, gönderici ve ekleyicilerine aittir. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"nun yayın organlarına kayıt edilen ya da kaydedilmek üzere gönderilen eserlerin, telif hakları konusunda problemsiz olmaları önemli ve gereklidir. Yayın Kurulu, gönderilen eserleri yayınlamaktan vazgeçebileceği gibi, dilediği yayın organlarından birinde ya da hepsinde aynı anda ya da değişik zamanlarda yayınlayabilir, yayınlamak isteyen üçüncü şahıslara, tüzel kişiliklere ve kurumlara onay verebilir ya da onlar tarafından yayınlanmasını engelleyebilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki bu eserler, okura saygı kuralı gereği Türkçe kurallarına uygun olmalıdır. Yazılar yayınlandıktan sonra, yazar ya da ekleyicisi; istifa, uzaklaştırılma, çıkarılma dâhil herhangi bir nedenle yazı göndermesi sonlandırılmış olsa dahi "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu Yayın Kurulları"nın oy birliği içeren onay kararı olmadan eserlerinin kayıtlarımızdan ihracını isteyemez, istediği takdirde bunun reddedileceğini en baştan bilmelidir. Gönderici ve yazarlarımızın bu konuya önceden dikkat etmeleri, ileride ihtilaf doğmaması için baştan eser göndermemeleri gerekmektedir. Yayın organlarımıza ekleme yapanlar, bu konudaki sorumluluklarını okumuş ve kabul etmiş sayılacaklardır. Uzun süre yazı göndermeyen ya da yazmayı bırakan köşe yazarlarımızın o güne kadar gönderdikleri tüm yazılar "Konuk Yazarlar" bölümüne aktarılarak yeniden yazı göndermeye başladığı güne kadar köşesi kapatılır. Köşeyi kapama ya da kapatılan köşeyi açıp açmama konusunda karar sahibi, "Sessizliğin Sesi Grubu" ile "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"dur. İhtilaf durumunda, İstanbul'un Kadıköy Mahkemeleri yetkilidir.
  • YORUM YAZMAK İÇİN

    Sayın Okurlarımız: Yorumlarınızı; Grubumuza ait "Google, Yahoo, Mynet, Hotmail, TurTc " ve diğer posta adreslerimize göndermek yerine, "Yorum bölümü açık olan sitelerimiz"deki; yorum yazmak istediğiniz yazının alt kısmında yer alan "Yorum", "Yorum Yapın", "Yorum Yaz" veya "Yorum Gönder" tuşlarını kullanarak doğrudan kaydetme olanağınız bulunmaktadır. Yazacağınız yorumlarınızın; gecikmeksizin, anında yayına girmesini dilerseniz bu yolu tercih etmenizi, saygılarımızla öneririz.

TÜM SİTEYİ DİLDEN DİLE ÇEVİRMEK İÇİN, "DİLİ SEÇİN"İ TIKLAYIN