Havva Kızı Kadınlar [Mete Esin]

Bayram öncesindeki bir akşam. TV’lerde kadınlar, kadınlar... Hayrola? diyecekken durumu kavrıyoruz: “Dünya Kadınlar Günü”ymüş meğer. Eh, madem ki böyle bir konu vardır. Biz de birkaç satır yazalım bAri.

Annemiz, bacımız, eşimiz, kızımız… Hala, teyze ve diğerleri ve diğerleri... Kısaca Havva kızı kadınlar. Madem ki “Havva” dedik onunla da başlayalım. Hepimiz biliriz ki, ilahî dinlerde dünya hayatı Âdem (baba) ve Havva (anne)yla başlar. Bu ikisi, önce cennete konulmuşlar ve onlara türlü meyveler sunulmuştur. Hâl böyleyken, elma ağacına yaklaşmaları yasaklanmıştır. Elma yemeyeceklerdir. Gel gelelim, şeytan da boş durmamaktadır. O da bir gün şeytanlığını yapacak, 
Âdem’le Havva’ya elmayı yedirecektir. (Ayvayı yemek sözü buradan mı gelmektedir, acaba!?) Bunun sonucunda, Âdem ve Havva dünyada yaşamakla cezalandırılacaklardır. İncil ise şeytana uyanın Havva olduğunu,  Âdem’i onun etkilediğini bildirmektedir. Kadınların doğum sancıları, erkeklerin egemenliğine mahkûm olmaları hep bundanmış! Yeryüzünde çektikleri bütün çileler de gene bu yüzdenmiş! 

Kadın, erkek karşısında fizik olarak yetersiz ve güçsüzdürler. Buna, gebelik ve analık gibi faktörler de eklenince, meydan tamamen erkeklere kalmıştır. Özellikle de insanlığın ilk çağlarında... Bu çağlarda, şartlar o derecede ağır, o kadar çetindir ki, hayatta kalabilmek için beyin gücü yanında, beden ve bilek gücüne de ihtiyaç olmuştur. Aynen hayvanlardaki gibi. İşte bunlar erkeği öne çıkarmışlar, kadın karşısında onu üstün kılmışlardır. Şartların bir oranda değiştiği bugün, durumun büyük ölçüde devamı, bunun kurumlaştığını göstermektedir. Çok nadir rastlanan istisnalar bir yana...

Tarihte bir Amazonlar efsanesi vardır. Belki gerçek bir yanı da olan bu kadınlar, Karadeniz’in kuzey kıyılarında yaşamışlarmış. Başka bir kaynağa göre de, Anadolu’nun kuzey kıyısı Samsun dolayında yaşamışlarmış. Amazonlar, Erkeklerle sadece neslin devamı için buluşurlarmış. Doğurdukları erkek çocuklarını ya babalarına verirler veya öldürürlermiş! Amazonların, aslında uzun saçlı İskit (erkek) savaşçıları oldukları ciddi bir olasılık gibi görünmekteyse de böylesi bir Yunan kaynaklı söylence, kadınların erkeklere egemen olduklarına örnek sayılmaktadır. Bunun yanında, tarihte, kadınların bireysel egemenlikleri görülmüştür ki, değişik dönemlerin bu kadınları, zamanlarının hükümdarları olarak kazandıkları ünleriyle bugünlere gelmişlerdir. Saba Melikesi Belkıs diye tanınan bir Arap kraliçesi, hepsi de akraba olan on Kleopatra’dan Mısır’ın o Makedon asıllı Kıpti kraliçesi, Semiramis diye efsaneleşen Asur Kraliçesi Sammuramat, Roma İmparatorlarının eşleri I. ve II. Messalina’lar, Rus İmparatoriçeleri I. ve II. Katerina’lar ile daha az önemdeki başkaları böyledirler. Bizde de böyle ünlenmiş padişah eş veya anaları vardır ki, birincisi Hürrem olsa gerektir.


Tarih boyunca kadına hükmeden erkekler bir yandan da kadın tanrılar (tanrıçalar) icat edip, onların önünde diz çöküp yalvarmışlardır. Anadolu’nun ünlü tanrısı Kibele (Kübele) dişidir. Ünü ve etkisi Orta Doğu’ya kadar yayılmıştır. Mesela, Kıble adının Kibele’den geldiği yönünde bir tez vardır ve bu akla yakın da düşmektedir. Arapların İslâm öncesi tanrılarından en ünlü üçü olan Lat, Menat ve Uzza da dişidirler. En tanınmışları Ayzıt ve Umay olmak üzere, Andarkan, Ana Maygıl, Gün Ana, İlinesi, Kiştay Ana, Satılay, Tiamat ve Yelbis, değişik zamanların Türk tanrıçaları olurlar. Yunan'ın; Afrodit, Artemis, Athena, Demeter ve Hera’sıyla; Roma’nın; Juno, Minerva ve Venüs’ü; Almanların Feraya ve Lilith adlı tanrıları gene dişidirler. Başka mitolojilerin de bol bol dişi tanrıları olmuştur.

Erkeklerin birden fazla kadınla evlendikleri, dünyanın hemen her yanında görülebilmiştir. Bizim Osmanlı Sultanları bunun en çarpıcı örnekleridirler. Güneydoğu Asya'da ve bu arada dünyaya tepeden bakan Nepal’de ise bambaşka ve tamamıyla tersine bir örnek bilinmektedir, Bu ülkede yaşayan Bhotialı kadınlar birden fazla erkekle evlenebilmektedirler! Bu kadınların kocalarının, çok defa da birbirleriyle kardeş oldukları, bizim kültürümüz için akıl almaz ayrı bir noktadır.

İslam öncesinde, Türk kadını erkeklerle neredeyse eşit haklara sahipken, zamanın uygar ülkeleri olan Arap, Çin, Hint , İran, Roma ve Yunan kadınlarıysa bu haklardan çok uzaktaydılar. Ülkemiz kadınlarının toplum hayatına yeniden karışmaları, I. Meşrutiyet’le filizlenmiş, II.Meşrutiyet’le gelişip, Cumhuriyet’le tamamlanmıştır. Nitekim, günümüz toplum hayatında İslamcı kadınların bile görülmeleri mümkündür.

Edirne Balıkpazarı’nda, soğuktan elleri morarmış ve omuzlarını kaldırıp boynunu kısmış Osmanlı askerlerini gören, Emine Seniye adındaki zamanın bir hanımefendisi, 1908’de, başkanı olduğu bir yardım derneği kurmuştur: “Hıdmet-i Nisvan Cemiyeti Hayriyesi”. Madam Fındıklıyan’ın II. Başkan olduğu dernek yazmanlığını da Dilber Hanım üstlenmişlerdir. Asker ve sivil bazı devlet görevlilerinin eşleri ve gelinleri yanında, şu madamlar da dernek adına etkinlikler göstermişlerdir: Md. Tatusyan, Md. Menzilciyan, Md. Bahur Mitriyani, Md.Şapat Alfuvadiş, Md. Altunalmaz ve Md. Karabidi.

Bu Dernek, Türk kadın etkinliği ilklerden olarak tarihimize geçmiştir.





 Mete Esin

  • ALINTI YAPMAK İÇİN

    • Yazarlarımızın makaleleri ve Sayın Günay Tulun'a ait şiirlerin, "Radyo-TV ile diğer basın ve yayın organlarında" yayım ilkesi: Önceden haber verme, eserin aslına sadık kalma, eser sahibiyle alıntının yapıldığı yer adlarını anlaşılır bir açıklıkla belirtmektir. Yayın öncesi bildirim imkânının bulunamadığı aniden gelişen durumlardaysa nezaket gereği, [sessizliginsesi.tr@gmail.com] adresine yayın sonrası bilgi gönderilmesini rica eder; tüm yayınlarınızın başarılı geçmesini dileriz.
  • ESER EKLEMEK İÇİN

    • "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm basılı ya da dijital yayın sayfalarında halkımızın geniş dünya ilgisine uygun olarak her türlü konuya yer verilmiştir. Yayınlanan fotoğrafların büyük bir kısmı "Kadim Okurlarımız" tarafından gönderilmiştir. Fotoğraf ve çizgi resimlerde "İlişkinlik-Telif Hakkı" konusunda tereddüt oluştuğunda bu eserleri yayından çekme hakkımız saklıdır. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm gazete, dergi, site, blog gibi yayın araçlarında yayınlanan makale ve diğer yazı türleriyle fotoğraf, resim, yorum gibi her türlü eserin; üçüncü şahıs, kurum ve kuruluşlara karşı her türlü sorumluluğu, bu eserlerin sahibi olan yazar, gönderici ve ekleyicilerine aittir. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"nun yayın organlarına kayıt edilen ya da kaydedilmek üzere gönderilen eserlerin, telif hakları konusunda problemsiz olmaları önemli ve gereklidir. Yayın Kurulu, gönderilen eserleri yayınlamaktan vazgeçebileceği gibi, dilediği yayın organlarından birinde ya da hepsinde aynı anda ya da değişik zamanlarda yayınlayabilir, yayınlamak isteyen üçüncü şahıslara, tüzel kişiliklere ve kurumlara onay verebilir ya da onlar tarafından yayınlanmasını engelleyebilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki bu eserler, okura saygı kuralı gereği Türkçe kurallarına uygun olmalıdır. Yazılar yayınlandıktan sonra, yazar ya da ekleyicisi; istifa, uzaklaştırılma, çıkarılma dâhil herhangi bir nedenle yazı göndermesi sonlandırılmış olsa dahi "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu Yayın Kurulları"nın oy birliği içeren onay kararı olmadan eserlerinin kayıtlarımızdan ihracını isteyemez, istediği takdirde bunun reddedileceğini en baştan bilmelidir. Gönderici ve yazarlarımızın bu konuya önceden dikkat etmeleri, ileride ihtilaf doğmaması için baştan eser göndermemeleri gerekmektedir. Yayın organlarımıza ekleme yapanlar, bu konudaki sorumluluklarını okumuş ve kabul etmiş sayılacaklardır. Uzun süre yazı göndermeyen ya da yazmayı bırakan köşe yazarlarımızın o güne kadar gönderdikleri tüm yazılar "Konuk Yazarlar" bölümüne aktarılarak yeniden yazı göndermeye başladığı güne kadar köşesi kapatılır. Köşeyi kapama ya da kapatılan köşeyi açıp açmama konusunda karar sahibi, "Sessizliğin Sesi Grubu" ile "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"dur. İhtilaf durumunda, İstanbul'un Kadıköy Mahkemeleri yetkilidir.
  • YORUM YAZMAK İÇİN

    Sayın Okurlarımız: Yorumlarınızı; Grubumuza ait "Google, Yahoo, Mynet, Hotmail, TurTc " ve diğer posta adreslerimize göndermek yerine, "Yorum bölümü açık olan sitelerimiz"deki; yorum yazmak istediğiniz yazının alt kısmında yer alan "Yorum", "Yorum Yapın", "Yorum Yaz" veya "Yorum Gönder" tuşlarını kullanarak doğrudan kaydetme olanağınız bulunmaktadır. Yazacağınız yorumlarınızın; gecikmeksizin, anında yayına girmesini dilerseniz bu yolu tercih etmenizi, saygılarımızla öneririz.

TÜM SİTEYİ DİLDEN DİLE ÇEVİRMEK İÇİN, "DİLİ SEÇİN"İ TIKLAYIN