Biz Dindarlar ve Siz (Dinsizler) [Ömer Sağlam]

Zorunlu temel eğitim süresinin değiştirilmesine dönük çalışmalar renkli görüntülere sahne olmaktadır. Medyaya yansıyan haberlere göre; İstanbul Milletvekili ve aynı zamanda futbol yorumcusu da olan Hakan Şükür, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de fırsat bilip üyesi bulunduğu Millî Eğitim Komisyonu’nda, komisyon üyesi arkadaşlarına gül dağıtmak istemiş.

Ancak o da nesi; tam gül dağıtımı sırasında komisyonda bir arbede çıkmış ve CHP’li vekillerin beyanına göre; gül sepetlerini ellerinde tutan Hakan Şükür’ün danışmanları, gül sepetlerini bir tarafa atıp yumruklarını konuşturmaya ve aparkatlarını peş peşe CHP’li dinsizlerin suratlarına patlatmaya başlamışlar. (1) “Dinsiz” iması, bize ait değil, adı geçen komisyonun AKP’li üyesi İstanbul Milletvekili İsmet Uçma’ya aittir.

Hakan Şükür’ün Dağıttığı Güller de Beleş Çıktı!
Millî Eğitim Gençlik ve Spor Komisyonu’ndaki arbedenin arkasından danışmanıyla birlikte TV mikrofonlarına açıklama yapan Hakan Şükür, danışmanının çok naif birisi olduğunu ve bu sebeple yumruk atmış olamayacağını söyledi ve arkasından da danışmanına
dönerek “Git şikâyetçi ol, beni de şahit yazdır” dedi. Yanlış duymadıysam, Hakan Şükür, aynı açıklamada “Kayınpederinin çiçekçi olduğunu ve komisyonda dağıttığı gülleri de onun dükkânından getirdiğini” söyledi. Anlayacağınız, bizim Hakan Şükür, bu dünyada tamamıyla beleş yaşayan bir adam durumundadır.

İcazet beyefendiden, paralar Lig TV’den, çiçekler kayınpederin dükkânından, yumruklar, devletin parasıyla ve danışman sıfatıyla tutulan bir takım adamlardan. Gel keyfim gel. Böyle milletvekilliğine can kurban. Anlaşılan Hakan Şükür, komisyonda dağıtmış olduğu gülleri ve karanfilleri kayınpederinin rızası dışında aşırmış dükkândan! Eğer bu çiçekler, rızaen getirilmiş olsaydı, hem de Dünya Kadınlar Günü gibi özel bir günde kavgaya sebep olmazlardı!

Hakan Şükür’ün aynı açıklama sırasında kadınlar için kullanmış olduğu bir benzetmeyi de çok kıroca ve nobranca bulduk. Tıpkı bir zamanlar Mahzun Kırmızıgül’ün yaptığı gibi Hakan Şükür de “Kadınlar çiçektir” benzetmesi yaptı.

İyi hatırlıyorum bir “Siyaset Meydanı” veya “Ateş Hattı” programında Mahzun Kırmızıgül, “Benim için kadınlar çiçektir” benzetmesi yapınca, eğitimli olduğu ve feminist olduğu anlaşılan bir kadın “Ne demek çiçek. Kadınlar da bir insandır” diye itiraz etmişti de Mahzun Kırmızıgül pek mahzun ve masum olmuştu.

Biz Dindarlar ve Siz (Dinsizler)
TBMM Millî Eğitim Gençlik Kültür ve Spor Komisyonu, bugünlerde hararetli tartışmalara, sataşmalara ve yumruklaşmalara, özetle; hiç de ismine yakışmayan olaylarla sahne oluyor. Gençlik ve spor sorunlarının çözüme bağlandığı bir komisyonun, Meclisin en yaşlılarından birisi tarafından yönetiliyor olmasının garabeti bir yana, komisyon, büyük ölçüde konuşma ve tartışma kültürüne yabancı vekillerden oluşuyor.

AKP İstanbul Milletvekili İsmet Uçma’nın, komisyonun AKP’liler dışındaki diğer üyelerini işaretle yapmış olduğu “biz dindarlar ve siz…” kıyaslaması aslında yenir yutulur sözler değildir. Başbakanın “Dindar toplum yetiştirmek istiyoruz” sözlerinin geldiği noktayı göstermesi bakımından da önemlidir İsmet Uçma’nın uçuk ve dahi kaçık sözleri. İsmet Uçma’nın "İmam-Hatip okullarına takılmamak gerek… Bizim dindarlar olarak bu konuya bakışımız…" şeklindeki konuşmasına, emekli müftü ve CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes haklı olarak “Bizim inancımız farklı mı? Kim dinsiz, terbiyesiz. Ne biçim konuşuyorsun?" şeklinde tepki göstermiş. CHP Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş de "AKP'liler CHP'liler kadar dindardır. Ama tersini kabul etmiyoruz" diye bağırmış. Bunun üzerine İsmet Uçma, "Biz dindarlar' derken Türkiye'nin tamamını ifade etmek istedim. Bu topraklarda doğan herkes, ateist de doğal olarak dindardır" diye saçmalamaya devam etmiş. (2)

İhsan Özkes bu, kendisini gösterecek ya hiç durur mu hemen yapıştırmış hakkında tazminat davası açan Başbakan’a lafı; “Bunları yapanlar mı dindar; Başbakan'ı adeta ikinci peygamber gibi gören, Başbakan'a dokunmayı ibadet sayan, Başbakan'ı Hz. Musa'ya benzeten, Kabe'de evet pankartı açan, Allah'a mahsus dokunulmazlık zırhına bürünen, şans oyunları, kumarı artıran kim? Bunları yapanlar başkalarına din, iman dersi vermeye kalkışmasınlar…''(3)

4 + 4 + 4 = Dindar Toplum
Anlaşılan Başbakan “Dindar Toplum” oluşturma projesini hayata geçirmekte kararlı. Hatta ilkokulun beşinci sınıfını, ortaokulun birinci sınıfı yapmak, yani ilkokulu dört seneye indirmek, ortaokulu dört seneye çıkarmak ve ilkokula başlama yaşını 5’e çekmek suretiyle din etimi verme yaşını üç sene erkene alarak 12’den 9’a çekmeye ve böylece dindar toplum yaratma projesini etkili bir şekilde uygulamaya sokmaya kararlı gözüküyor.

Ancak dindar toplumdan maksat nedir ve bu dindar olması istenilen nesiller hangi dinî esaslara göre eğitilecektir. Eğer bu esaslar, Başbakan'ın öngördüğü gibiyse yandık demektir. Çünkü Başbakan, sadece “dindar” değil, aynı zamanda “kindar” (yani kininin savunucusu) bir dindar nesil yaratmak istiyor. Oysa İslam Dini; kini, nefreti ve intikam duygularını yasaklayan bir dindir.

Hz. Peygamber ünlü “Veda Hutbesi”nde şöyle buyurur: “Ashabım! Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır… Müslüman Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman'a kardeşinin kanı da malı da helal olmaz… Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.”(4)

Hz. Peygamber’in bu sözlerinden anlamamız gereken şudur: Kin, nefret ve intikam, asla Müslüman’a yakışan davranışlar değildir. İskilipli Atıf Hoca, Şeyh Sait ve Dersim diyerek, olaylara intikamcı duygularla yaklaşmak, geçmişin hesabını bugünkülerden sormak ne akla, ne ilme ve ne de İslam’a uygun davranışlar değildir. Müslüman’a yakışan, düşman değil, dost kazanmak ve kardeş olmaktır…


Yarın İstiklal Marşı’nın kabulünün yıldönümü. Bu vesile ile “Allah bu millete bir
 daha İstiklal Marşı yazdırmasın” diyen M. Akif Ersoy’u rahmetle anıyorum.




Ömer Sağlam
_________________
1-http://haber.gazetevatan.com/gullerle-basladi-yumrukla-bitti/435569/9/Haber)
2-http://www.haberx.com/milli_egitim_komisyonunda_biz_dindarlar_kavgasi(17,n,10909294,146).aspx
3-http://www.konhaber.com/yeni/haber-66215-EGITIM-444te-ilk-uc-maddeye-onay.html,
4-http://www.diyanet.gov.tr/turkish/hutbe/vedahutbesi.asp

  • ALINTI YAPMAK İÇİN

    • Yazarlarımızın makaleleri ve Sayın Günay Tulun'a ait şiirlerin, "Radyo-TV ile diğer basın ve yayın organlarında" yayım ilkesi: Önceden haber verme, eserin aslına sadık kalma, eser sahibiyle alıntının yapıldığı yer adlarını anlaşılır bir açıklıkla belirtmektir. Yayın öncesi bildirim imkânının bulunamadığı aniden gelişen durumlardaysa nezaket gereği, [sessizliginsesi.tr@gmail.com] adresine yayın sonrası bilgi gönderilmesini rica eder; tüm yayınlarınızın başarılı geçmesini dileriz.
  • ESER EKLEMEK İÇİN

    • "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm basılı ya da dijital yayın sayfalarında halkımızın geniş dünya ilgisine uygun olarak her türlü konuya yer verilmiştir. Yayınlanan fotoğrafların büyük bir kısmı "Kadim Okurlarımız" tarafından gönderilmiştir. Fotoğraf ve çizgi resimlerde "İlişkinlik-Telif Hakkı" konusunda tereddüt oluştuğunda bu eserleri yayından çekme hakkımız saklıdır. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm gazete, dergi, site, blog gibi yayın araçlarında yayınlanan makale ve diğer yazı türleriyle fotoğraf, resim, yorum gibi her türlü eserin; üçüncü şahıs, kurum ve kuruluşlara karşı her türlü sorumluluğu, bu eserlerin sahibi olan yazar, gönderici ve ekleyicilerine aittir. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"nun yayın organlarına kayıt edilen ya da kaydedilmek üzere gönderilen eserlerin, telif hakları konusunda problemsiz olmaları önemli ve gereklidir. Yayın Kurulu, gönderilen eserleri yayınlamaktan vazgeçebileceği gibi, dilediği yayın organlarından birinde ya da hepsinde aynı anda ya da değişik zamanlarda yayınlayabilir, yayınlamak isteyen üçüncü şahıslara, tüzel kişiliklere ve kurumlara onay verebilir ya da onlar tarafından yayınlanmasını engelleyebilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki bu eserler, okura saygı kuralı gereği Türkçe kurallarına uygun olmalıdır. Yazılar yayınlandıktan sonra, yazar ya da ekleyicisi; istifa, uzaklaştırılma, çıkarılma dâhil herhangi bir nedenle yazı göndermesi sonlandırılmış olsa dahi "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu Yayın Kurulları"nın oy birliği içeren onay kararı olmadan eserlerinin kayıtlarımızdan ihracını isteyemez, istediği takdirde bunun reddedileceğini en baştan bilmelidir. Gönderici ve yazarlarımızın bu konuya önceden dikkat etmeleri, ileride ihtilaf doğmaması için baştan eser göndermemeleri gerekmektedir. Yayın organlarımıza ekleme yapanlar, bu konudaki sorumluluklarını okumuş ve kabul etmiş sayılacaklardır. Uzun süre yazı göndermeyen ya da yazmayı bırakan köşe yazarlarımızın o güne kadar gönderdikleri tüm yazılar "Konuk Yazarlar" bölümüne aktarılarak yeniden yazı göndermeye başladığı güne kadar köşesi kapatılır. Köşeyi kapama ya da kapatılan köşeyi açıp açmama konusunda karar sahibi, "Sessizliğin Sesi Grubu" ile "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"dur. İhtilaf durumunda, İstanbul'un Kadıköy Mahkemeleri yetkilidir.
  • YORUM YAZMAK İÇİN

    Sayın Okurlarımız: Yorumlarınızı; Grubumuza ait "Google, Yahoo, Mynet, Hotmail, TurTc " ve diğer posta adreslerimize göndermek yerine, "Yorum bölümü açık olan sitelerimiz"deki; yorum yazmak istediğiniz yazının alt kısmında yer alan "Yorum", "Yorum Yapın", "Yorum Yaz" veya "Yorum Gönder" tuşlarını kullanarak doğrudan kaydetme olanağınız bulunmaktadır. Yazacağınız yorumlarınızın; gecikmeksizin, anında yayına girmesini dilerseniz bu yolu tercih etmenizi, saygılarımızla öneririz.

TÜM SİTEYİ DİLDEN DİLE ÇEVİRMEK İÇİN, "DİLİ SEÇİN"İ TIKLAYIN