Leyla Hanım'ın Voksi'si [İdil Tulun]

Bu gruba ait tüm sitelerde yayınlanan makaleler, hiçbir dönemde sansür edilmemiştir. Ayrıca Nisan 2012′den
beri de redakte edilmemekte; doğrusu ve yanlışıyla eser sahibinin gönderdiği özgün hâlde yayınlanmaktadır.
Yakın arkadaşlarımdan Leyla'nın, bir zamanlar; emektar mı emektar, külüstür mü külüstür bir VosWos'u vardı.
70 küsur model falan... Muhtemelen…
Hani şu kaplumbağa denenlerden...
Gerçi günümüze uygun bir arabası daha vardı ama VosWos'u da kullanırdı sıkça...

Bir gün iş seyahatine çıkması gerekti. Öyle durumlarda birçokları gibi Havaş otoparkına kadar kendi aracıyla gelir, otosunu orada bırakır; seyahat dönüşünde de taksilerle kovalamaca oynayıp sinirlerini bozmadan kendi aracına binip evinin yolunu tutardı. O gün, bir haftalığına şehir dışına çıkarken, kanımca, diğer arabası otoparkta zarar görebilir diye Wolkswagen'iyle çıkmıştı yola... Kozyatağı'ndaki Havaş otoparkına bıraktı arabayı. Sonra da gönül rahatlığıyla gitti yoluna…

O İstanbul dışındayken, tesadüfen Havaş otoparkının yanından geçtim.
Bir baktım otopark yok! Evet, evet koskoca otopark yok! Yerindeyse ilk katı tamamlanmak üzere olan bir inşaat var.
Hemen açtım telefonu: “Leyla! Otopark yerinde yok!”
Cevap: “Manyama!.. Yerini karıştırmışsındır her zamanki gibi.”
Evet yolları karıştırırdım hep, ama bu kez emindim.
Dedim: “Valla yok!”.
İnanmadı.

Bir hafta sonra döndü bizimki…

Gecenin bir yarısı, yürekleri hoplatan telefonun sesi ve bir feryat: ”İdil! Otopark yeride yok!”
Bu cümlenin patenti benimmiş de kaçak kullanan biri varmış gibi irkildim.
Dedim: “Dur, bekle, geliyorum!”

Annemlere anlattım: "Böyleyken böyle, ben gidiyorum bi." 
Babam “bıdı bıdı” yaptı. Annem “ay may” dedi. 
Neyse çıktım evden. Vardım otoparkın olması gereken yere. Biraz merhaba biraz da hoş geldin töreni ve hemen tıklattık güvenlik kulübesinin camını… İçeriden, ölmüş de üstüne sinekler konmuş yaşlarında bir güvenlikçi dede çıkmaz mı? Sorduk birlikte… Dedi ki, “Abla, otopark gitti. İnşaat başladı.” Onu biz bile görebiliyorduk tabii...
- İyi ama arabamız nerede?
- Göztepe E5'teki bilmem ne benzincisine çekildi tüm arabalar.
- Yalnız bizim arabanın altı yarıktı, ön sürücü koltuğu her an düşebilirdi, ya öyle olduysa? Güvenlikçi dede, “Ben bilmem” dedi hâliyle…

Gerçekten de arabanın ön koltuğunun altı yarıktı boydan boya. Arabalardan çok anlamadığımdan burada tam olarak tarif edemiyorum ama içine oturup sürücü koltuğunun yanına doğru baktığında, arabanın altından akıp giden yolu görürdün hemen…
Fred Çakmaktaş'ın arabasındaymışsın da sanki ayakların her an fren yapmak için yere değecekmiş gibi….

Neyse, gittik bulduk arabayı…

Sağ taraf ve koltuğun arka kısmındaki yer tam “J” şeklinde yarılmış, kopmak üzere… Alttaki sac, sadece sol taraftan tutuyor. Giderken yolun göründüğü de malum. Daytona yarışlarında, pist kenarında durmak bundan daha güvenli.

Koltuk düşmesin diye, enine doğru koyduğumuz bir demirle aklımız sıra destek bile yaptık. Yaptık ama içim rahat değil...
Dedim: “Leyla, ben bu arabaya binmem. Sen sürerken koltuk kopar, yere yapışır, kaza yaparız.”
Dedi ki: “Sizin ev yakın. Bence bir şey olmaz.”
Sanki gidilecek yerin yakın oluşu kazaları önlermiş gibi…

Bir an bana da olmaz gibi geldi, cesaretlendim.
Galeyana gelip, daldım arabanın içine…
Çalıştırdı arabayı, koyulduk yola…

Kullanırken yoğun bir dikkat sarf etmesine karşın, bana düşen görev de bayağı zorluydu. Koltuğun ağırlığını hafifletmek için, sağ yanından tutup yukarı doğru kaldırdım yol boyu... Kollarım koptu, ellerim uyuştu; sırtıma, belime ağrılar saplandı. Yine de pes etmemeye kararlıydım. 
Hızlı gidip hemen eve varmaya çalışıyor; sonra korkuyla yavaşlıyorduk. Ya hızla giderken sac kopar da asfalta yapışırsak?.. 
Yakın denen yolsa uzadıkça uzuyordu.
Çok şükür! Sonunda vardık kazasız belasız...

Araba bir hafta kadar evin otoparkında yattı.
Bir sabah, Leyla'nın babası geldi; alıp götürdü Voksi’yi…

Aklıma geldi gece gece nedense…
Aklıma gelince de yazasım geldi.
Güzel günlerdi.
Günler mi güzeldi yoksa akılsız davranışların selametle bitmesi mi?
Ne bileyim, güzeldi işte…



İdil Tulun

  • ALINTI YAPMAK İÇİN

    • Yazarlarımızın makaleleri ve Sayın Günay Tulun'a ait şiirlerin, "Radyo-TV ile diğer basın ve yayın organlarında" yayım ilkesi: Önceden haber verme, eserin aslına sadık kalma, eser sahibiyle alıntının yapıldığı yer adlarını anlaşılır bir açıklıkla belirtmektir. Yayın öncesi bildirim imkânının bulunamadığı aniden gelişen durumlardaysa nezaket gereği, [sessizliginsesi.tr@gmail.com] adresine yayın sonrası bilgi gönderilmesini rica eder; tüm yayınlarınızın başarılı geçmesini dileriz.
  • ESER EKLEMEK İÇİN

    • "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm basılı ya da dijital yayın sayfalarında halkımızın geniş dünya ilgisine uygun olarak her türlü konuya yer verilmiştir. Yayınlanan fotoğrafların büyük bir kısmı "Kadim Okurlarımız" tarafından gönderilmiştir. Fotoğraf ve çizgi resimlerde "İlişkinlik-Telif Hakkı" konusunda tereddüt oluştuğunda bu eserleri yayından çekme hakkımız saklıdır. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm gazete, dergi, site, blog gibi yayın araçlarında yayınlanan makale ve diğer yazı türleriyle fotoğraf, resim, yorum gibi her türlü eserin; üçüncü şahıs, kurum ve kuruluşlara karşı her türlü sorumluluğu, bu eserlerin sahibi olan yazar, gönderici ve ekleyicilerine aittir. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"nun yayın organlarına kayıt edilen ya da kaydedilmek üzere gönderilen eserlerin, telif hakları konusunda problemsiz olmaları önemli ve gereklidir. Yayın Kurulu, gönderilen eserleri yayınlamaktan vazgeçebileceği gibi, dilediği yayın organlarından birinde ya da hepsinde aynı anda ya da değişik zamanlarda yayınlayabilir, yayınlamak isteyen üçüncü şahıslara, tüzel kişiliklere ve kurumlara onay verebilir ya da onlar tarafından yayınlanmasını engelleyebilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki bu eserler, okura saygı kuralı gereği Türkçe kurallarına uygun olmalıdır. Yazılar yayınlandıktan sonra, yazar ya da ekleyicisi; istifa, uzaklaştırılma, çıkarılma dâhil herhangi bir nedenle yazı göndermesi sonlandırılmış olsa dahi "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu Yayın Kurulları"nın oy birliği içeren onay kararı olmadan eserlerinin kayıtlarımızdan ihracını isteyemez, istediği takdirde bunun reddedileceğini en baştan bilmelidir. Gönderici ve yazarlarımızın bu konuya önceden dikkat etmeleri, ileride ihtilaf doğmaması için baştan eser göndermemeleri gerekmektedir. Yayın organlarımıza ekleme yapanlar, bu konudaki sorumluluklarını okumuş ve kabul etmiş sayılacaklardır. Uzun süre yazı göndermeyen ya da yazmayı bırakan köşe yazarlarımızın o güne kadar gönderdikleri tüm yazılar "Konuk Yazarlar" bölümüne aktarılarak yeniden yazı göndermeye başladığı güne kadar köşesi kapatılır. Köşeyi kapama ya da kapatılan köşeyi açıp açmama konusunda karar sahibi, "Sessizliğin Sesi Grubu" ile "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"dur. İhtilaf durumunda, İstanbul'un Kadıköy Mahkemeleri yetkilidir.
  • YORUM YAZMAK İÇİN

    Sayın Okurlarımız: Yorumlarınızı; Grubumuza ait "Google, Yahoo, Mynet, Hotmail, TurTc " ve diğer posta adreslerimize göndermek yerine, "Yorum bölümü açık olan sitelerimiz"deki; yorum yazmak istediğiniz yazının alt kısmında yer alan "Yorum", "Yorum Yapın", "Yorum Yaz" veya "Yorum Gönder" tuşlarını kullanarak doğrudan kaydetme olanağınız bulunmaktadır. Yazacağınız yorumlarınızın; gecikmeksizin, anında yayına girmesini dilerseniz bu yolu tercih etmenizi, saygılarımızla öneririz.

TÜM SİTEYİ DİLDEN DİLE ÇEVİRMEK İÇİN, "DİLİ SEÇİN"İ TIKLAYIN