Diyanet Enflasyon Oranını Açıkladı: %57! [Ömer Sağlam]
Evet, yanlış duymadınız; TÜİK verilerine göre %24.5 olan yıllık enflasyon
oranı, DİB verilerine göre %57!
Bunu nereden anlıyoruz; Diyanet'in hac ve umre ücretlerine yapmış olduğu
zamdan.
Zira Diyanet, hac ve umre ücretlerine %57 oranında zam yapmış.
Hükümetin, enflasyonla mücadele etmek için özel firmalardan fedakârlık
isteyerek hiç değilse fiyatlarda %10'luk indirim talep etmesine karşılık,
kendisinin bu tür indirimlere yaklaşmadığı gibi, kendi verdiği hizmetlere sürekli
zam yapıyor olması enteresandır.
Yıl başını beklemeden trafik cezalarında artırım yapma arayışına giren
hükümet, şimdi de Diyanet eliyle sunmuş olduğu hac ve umre hizmetlerine %57
oranında zam yapmış bulunuyor.
Hayırlı uğurlu olsun.
Diyanet'in, önümüzdeki Ramazan'da ödenecek fitre miktarını da en az %57
oranında artırarak 30 TL yapması beklenmelidir.
Oysa hükümetten beklenen, üretimin, ayrıca mal ve hizmet sunumlarının temel
girdileri olan ve ana maliyet unsurunu teşkil eden elektrik, doğalgaz, akaryakıt
ve su gibi kalemlerde indirime gitmesidir.
Ancak hayır; hükümet özel firmalardan fedakârlık istiyor ama kendisi bir
türlü yanaşmıyor fedakârlık yapmaya.
Doların 7 TL'ye çıkması üzerine akaryakıta zam yapan hükümetimiz, nedense
dolar 5.80 TL'ye indiği halde, doların 7 TL'ye çıkması üzerine akaryakıta ve
doğalgaza yapmış olduğu zamları geri almayı bir türlü akıl edemiyor!
Böylece vatandaşın gözünde sanki "Fırsatçı tüccar" konumuna
düşmüş oluyor.
Neyse konumuz bu değil.
Evet ne diyorduk; Diyanet hac ve umre ücretlerine %57 oranında zam yapmış.
Demek ki; Diyanet bile TÜİK'in enflasyon rakamlarına inanmıyor!
Peki, biz hangisine inanalım; TÜKİK'e mi, yoksa Diyanet'e mi?
Din adamları yalan söylemez diyerek Diyanet'in açıklamış olduğu enflasyon
oranına inanmak gerekir(!) diyeceğim ama, Diyanet Suudi Arabistan Riyali (SAR)
üzerinden hesaplamış enflasyon oranını.
Zira Diyanet'in hac fiyatlarını tespit ettiği 2017 yılı içinde 1 SAR (Suudi
Arabistan Riyali) yaklaşık 1 TL. imiş, şimdi olmuş 1.57 TL.
E Diyanet haklı bu konuda, senin paran kıytırık bir ülke olan Suudi
Arabistan Devleti'nin parası karşısında bile %57 oranında değer kaybettiyse
Diyanet ne yapsın; zorunlu olarak arttırmış hac ve umre ücretlerini!
Diyanet, yine insaflı davranmış; ya bir doların 7 TL., 1 SAR'ın 1.87 TL
olduğu 13 Ağustos 2018 günü itibarıyla belirleseydi hac ve umre fiyatlarını?
Ben size söyleyeyim, en az %75 oranında, belki de daha fazla zam yapması
gerekirdi hac ve umre ücretlerine!
Hacı adayları, şimdi yatın kalkın dua edin Diyanet İşleri Başkanı'na.
En azından Enerji ve Tabi Kaynakları Bakanı gibi davranmamış; döviz
kurlarının bir miktar düşmesini, daha doğrusu durulmasını beklemiş!
Çünkü paramız, Dolar karşısında %75, SAR karşısında en az %80 oranında değer kaybetmişti geçtiğimiz Ağustos
ayında!
Paradan altı sıfır atıldığı Ocak/2005 tarihinde 1 Amerikan Doları yaklaşık
1.3 TL, 1 Suudi Arabistan Riyali ise
0.35 TL. idi.
An itibarıyla 1 Dolar 5.80 TL, 1 SAR 1.54 TL.
Demek oluyor ki; paramız 01.01.2005 tarihinden bu yana ABD ve Suudi
Arabistan Para birimleri karşısında hemen hemen aynı oranda olmak üzere tam 4.5
kat değer kaybetmiş!
Bir başka deyişle ülkemiz, bu iki ülke karşısında aynı oranda olmak üzere
neredeyse 4.5 kat fakirleşmiş!
Türkiye, belki dünyanın 17. büyük ekonomisi olabilir ama diğer ülkelerin,
mesela ABD ve Suudi Arabistan ekonomisinin ne kadar büyük olduğuna da bakmak
gerekir.
İsterseniz siz ona da zahmet
etmeyin, biz bu konuya da sizin yerinize bakmış olalım;
Mayıs/2018'de IMF tarafından GSYH esas alınarak yapılan dünyanın 20 büyük
ekonomisi sıralamasında, dünyanın en büyük 17. ekonomisi olan Türkiye'nin
ekonomik hacmi 844.480 milyon dolar olarak hesaplanmış.
Buna karşılık aynı çalışmada dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'nin
ekonomik gücü 19.390.600 milyon dolar, 19. sıradaki Suudi Arabistan'ın ekonomik
gücü ise 683.827 milyon dolar olarak hesaplanmış(1)
Bu rakamların anlamı şudur; ABD ekonomik olarak Türkiye'den 23 kat daha
güçlü, Türkiye ise Suudi Arabistan'dan 1.17 kat daha güçlüdür.
Bugün parayı verenin düdük çaldığı bir dünyada yaşadığımız asla
unutulmamalıdır.
Papaz Brunson'un geçirmiş olduğu dava sürecine ve Türk Polisi'ne, ortadan
kaybolan gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı ile ilgili olarak Suudi Arabistan'ın
İstanbul Başkonsolosluğunda arama yapma yetkisi verilmesi hadiselerine
isterseniz bir de bu cepheden bakınız.
Yani ABD ekonomik yönden Türkiye'den kat be kat üstün olmasaydı, Papaz
Brunson belki de hâlâ yargılanıyor olacaktı.
Türkiye, ekonomik güç olarak Suudi Arabistan'dan bir miktar güçlü
olmasaydı, Türk Polisi, Suudi Arabistan Başkonsolosluğuna zor girerdi!
2016 yılından beri neredeyse koalisyon ortağı haline gelmiş bulunan MHP'in
lideri Bahçeli'nin konuya ilişkin sözleri son derece önemlidir aslında.
Bahçeli geçtiğimiz Temmuz ayında şöyle demiştir:
"ABD'nin tehdidi stratejik ortaklığa gölge düşürüyor. Türkiye'nin
tehditlere pabuç bıraktığı nerede görülmüştür? Papaz bahanesiyle şantaja boyun
eğmeyeceğiz. ABD papazın peşine düşeceğine FETÖ'cülerin iadesini düşünmeli. ABD
Pensilvanya'daki haini verirse takas imkanı doğar"(2)
Bahçeli'nin, partisinin bugünkü grup toplantısında söylemiş olduğu sözler
de en az Temmuz ayında söylediği yukarıdaki sözler kadar önemlidir bize göre.
Bugün şöyle dedi Devlet Bey:
"Papazın serbest kalması elbette pek çok soru işaretine neden
olmuştur. Terör örgütleriyle ilişkisi ve iltisakı belli olan şahsın, casusluk
suçlamasıyla tutuklanan misyonerin iki yıl bile dolmadan serbest kalması adalet
ilkeleriyle nasıl izah edilecektir. Brunson'un 3 gizli tanığının ifadesiyle
suçlanması ve savcı değişikliği yine aynı tanıkların değiştirilmiş ifadeleriyle
serbest kalması bağımsız ve tarafsız hukuka ne kadar uygundur?... 35 yılla
yargılanıp iki yıl dolmadan yakayı kurtaran casusun vebaline millet vicdanı
nasıl ortak olacaktır? ABD'deki papaz Gülen neden alınamaz? Halbuki ver papazı
al papazı demiştik. Sözümüz sözdü. Pensilvanya'daki papaz ne zaman ülkemize
iade edilecek? Diyelim ki umut ettiğimiz takas gerçekleştirilmedi. Hakan
Atilla'nın iadesi ne zaman olacak?"(3)
Bizzat yaşadığım bir olayı aktararak yazımıza nokta koymak istersek;
2002 yılının sonu ile 2003 yılının başını kapsayan 3 aylık dönemde Diyanet
adına görevli olarak hacca gitmiştim.
Görevim Mekke'de hac hizmetleri için harcanan paranın muhasebesini
tutmaktı.
Özellikle otel sahibi Araplara eşek yükü ile para ödüyorduk.
Banka hesabımız "Suudi Hollandi Bank" isimli bir bankada idi ve
tercümanımız olmakla birlikte çekleri çoğu kere bizzat ve Arapça olarak ben
yazıyordum.
Çeklerin hemen tamamı milyonluk rakamlarla başlıyordu.
Örneğin "Beşmilyon altıyüzellibin beşyüzelli" Riyal ödemek için
şöyle yazıyordum:
"-Hamse milyûne ve sittemie ve
hamsiyn âlâf ve hamsemie ve hamsiyn Riyal Fe Kat-"
O tarihlerde 1 Suudi Arabistan Riyali (SAR) 440 TL, 1 Amerikan Doları ise
tam 1.650 TL idi.
Otel sahibi bedevilerin, bu döviz kurları karşısında bize güldüklerini ve
bizimle alay ettiklerini, hâlâ için acıyarak hatırlıyorum.
Bu sebeple paradan 6 sıfır atılıp, 1 SAR,
0.35 TL'ye eşitlenince çocuklar gibi sevindiğimi hatırlıyorum.
Zira kâğıt üzerinde de olsa paramız, Suudi Arabistan Riyali karşısında
yaklaşık 3 kat daha değerliydi.
Ancak şimdi bakıyorum; bedevinin para birimi bizim paramızdan neredeyse %50
daha değerli hale gelmiş.
Diğer bir tabirle söyleyecek olursak,
1 Ocak 2005'ten bu yana Türk Parası Suudi Arabistan Riyali karşısında
yaklaşık 4.5 kat değer kaybetmiş!
Tanrım ne olur, paramızı daha fazla düşürme, bizi bedeviler ve küffar
karşısında daha fazla rüsvâ va ve zebûn etme.
Senden tek dileğim budur Ulu Tanrım...
ALINTI YAPMAK İÇİN
- Yazarlarımızın makaleleri ve Sayın Günay Tulun'a ait şiirlerin, "Radyo-TV ile diğer basın ve yayın organlarında" yayım ilkesi: Önceden haber verme, eserin aslına sadık kalma, eser sahibiyle alıntının yapıldığı yer adlarını anlaşılır bir açıklıkla belirtmektir. Yayın öncesi bildirim imkânının bulunamadığı aniden gelişen durumlardaysa nezaket gereği, [sessizliginsesi.tr@gmail.com] adresine yayın sonrası bilgi gönderilmesini rica eder; tüm yayınlarınızın başarılı geçmesini dileriz.
ESER EKLEMEK İÇİN
- "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm basılı ya da dijital yayın sayfalarında halkımızın geniş dünya ilgisine uygun olarak her türlü konuya yer verilmiştir. Yayınlanan fotoğrafların büyük bir kısmı "Kadim Okurlarımız" tarafından gönderilmiştir. Fotoğraf ve çizgi resimlerde "İlişkinlik-Telif Hakkı" konusunda tereddüt oluştuğunda bu eserleri yayından çekme hakkımız saklıdır. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm gazete, dergi, site, blog gibi yayın araçlarında yayınlanan makale ve diğer yazı türleriyle fotoğraf, resim, yorum gibi her türlü eserin; üçüncü şahıs, kurum ve kuruluşlara karşı her türlü sorumluluğu, bu eserlerin sahibi olan yazar, gönderici ve ekleyicilerine aittir. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"nun yayın organlarına kayıt edilen ya da kaydedilmek üzere gönderilen eserlerin, telif hakları konusunda problemsiz olmaları önemli ve gereklidir. Yayın Kurulu, gönderilen eserleri yayınlamaktan vazgeçebileceği gibi, dilediği yayın organlarından birinde ya da hepsinde aynı anda ya da değişik zamanlarda yayınlayabilir, yayınlamak isteyen üçüncü şahıslara, tüzel kişiliklere ve kurumlara onay verebilir ya da onlar tarafından yayınlanmasını engelleyebilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki bu eserler, okura saygı kuralı gereği Türkçe kurallarına uygun olmalıdır. Yazılar yayınlandıktan sonra, yazar ya da ekleyicisi; istifa, uzaklaştırılma, çıkarılma dâhil herhangi bir nedenle yazı göndermesi sonlandırılmış olsa dahi "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu Yayın Kurulları"nın oy birliği içeren onay kararı olmadan eserlerinin kayıtlarımızdan ihracını isteyemez, istediği takdirde bunun reddedileceğini en baştan bilmelidir. Gönderici ve yazarlarımızın bu konuya önceden dikkat etmeleri, ileride ihtilaf doğmaması için baştan eser göndermemeleri gerekmektedir. Yayın organlarımıza ekleme yapanlar, bu konudaki sorumluluklarını okumuş ve kabul etmiş sayılacaklardır. Uzun süre yazı göndermeyen ya da yazmayı bırakan köşe yazarlarımızın o güne kadar gönderdikleri tüm yazılar "Konuk Yazarlar" bölümüne aktarılarak yeniden yazı göndermeye başladığı güne kadar köşesi kapatılır. Köşeyi kapama ya da kapatılan köşeyi açıp açmama konusunda karar sahibi, "Sessizliğin Sesi Grubu" ile "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"dur. İhtilaf durumunda, İstanbul'un Kadıköy Mahkemeleri yetkilidir.
YORUM YAZMAK İÇİN
Sayın Okurlarımız: Yorumlarınızı; Grubumuza ait "Google, Yahoo, Mynet, Hotmail, TurTc " ve diğer posta adreslerimize göndermek yerine, "Yorum bölümü açık olan sitelerimiz"deki; yorum yazmak istediğiniz yazının alt kısmında yer alan "Yorum", "Yorum Yapın", "Yorum Yaz" veya "Yorum Gönder" tuşlarını kullanarak doğrudan kaydetme olanağınız bulunmaktadır. Yazacağınız yorumlarınızın; gecikmeksizin, anında yayına girmesini dilerseniz bu yolu tercih etmenizi, saygılarımızla öneririz.