Hıdrellez ve Kakava [Mete Esin]

Altı Mayıslarda kırlara çıkılır. Yenir içilir, oynanır eğlenilir. İşte bu Hıdrellez’dir ve tam anlamıyla da bir bahar bayramıdır. Hıdrellez, Hızır (Hıdır) ve İlyas sözlerinin birleşik söylenmesiyle ortaya çıkmıştır. Sözler birer birer Arapçadırlar ama, Hıdrellez birleşik sözüne Türkçedir dememiz gerekmektedir. Çünkü bu isimler, biz Türklerin dili ve kulağına göre biçimlenip Hıdrellez’e dönüşmüşlerdir. Burada hemen belirtelim ki, Hıdır ile Hızır aynı ismin Türk ağzında değişik söylenişleridirler. Tıpkı Ramadan-Ramazan veya Rıdvan-Rızvan gibi. Aslının Arapça olduğunu bildiğimiz bu isimler ve benzeri diğer sözler, gene Arapça yazıdan biz Türkler için ancak böyle okunabilmektedirler. Araplar ise, kendi dillerinin d-z ortak sesiyle, bunu ortalama biçimde ve bir defada söyleyebilmişlerdir.

Kur'an'ın; En'am, Kehf ve Sâffât sûrelerinde Hızır ve İlyas'ın bahisleri peygamber sıfatıyla geçmektedir. Aynı peygamberler, kutsal kitaplar dışındaki bazı efsanelere de karışmışlardır ve daha çok da bu yanlarıyla tanınıp yaşamaktadırlar. Türkler, Hızır-İlyas'ı elbette ki İslam’a girdikten sonra tanımışlardır. Hızır ve İlyas, bugün dahi görüldüğü üzere daha sonraki Türk kültürünün vazgeçilmez bir parçası olmuşlardır.

Hıdrellez’e, Yirmi iki Mart'ın Nevruz’undan sonraki ikinci bir bahar bayramı da diyebiliriz. Şu var ki, bire bir tercümeyle Farsça "Yeni Gün" demek olan "Nevruz" İran (Fars)'dan, Hıdrellez ise Arap ve İslam’dan doğmuşlardır. Baharın benzer veya değişik biçimleriyle başka toplumlarda da kutlandığı bilinmektedir. Kışın olumsuz şartlarından gözünü açabilen insanlar, bir umut ve bir beklenti olarak baharı, kendileri uyarınca bir biçimde kutlamışlardır.

Efsanelere göre, abıhayat (hayat suyu) içen Hızır ve İlyas ölümsüzlüğe ulaşmışlardır. Her yılın "Altı Mayıs"ında buluşup görüşmektedirler. Altı Mayıslara Hıdrellez denmesi bundandır. Ayrıca, başı sıkışanlara yardıma koşan da Hızır adındaki kişi veya varlıktır. Hızır gibi yetişmek, sözünün kaynağı dahi budur. Ülkemizin şurasında burasında, gördüğümüz Hıdır (Hızır) Baba yatırlarının kişilikleri, efsanevî Hızır'la birleşirler. Bu yüzden, başı sıkışan insanlarımız Hıdır Baba’lara gider, dertlerini döker, derman ister ve beklerler. Bu noktada çok ilgi çekici bir şey vardır ki, Hıdır Baba ziyaretçileri arasında Müslüman olmayanlar da bulunabilirler. İstanbul Balat'taki kilise ayazmasına, Müslümanlar nasıl gidiyorlarsa işte aynen öyle!

Bahar bayramları arasında geçen bir de Kakava vardır. Kakava’yı yazımıza aldık ama, bu konuda pek bir şey bilmediğimizi hemen ekleyelim. Bildiğimiz kadarını da yazmaya çalışalım. Trakya yöresinde, özellikle Edirne ve Trakya'da, Çingeneler baharda bir şeyi kutluyorlar. Adına Kakava diyerek. Kakava, etkinlik ve zaman benzerliğiyle Hıdrelleze yakınlığıyla dikkati çekiyor. Trakya dışındaki bir Kakava’yı biz duymadık. Bugüne kadar kökenine inemediğimiz Kakava’yı, bu yazı için olsun öğrenelim, dedik. Var olabileceğini düşündüğümüz bâzı yazılı kaynaklara başvurduk. Yazıktır ki bundan bir sonuç alamadık. Bunun üzerine, konuyu biraz irdeleyip üzerine kafa yorarak, bunun, Hıdrellez’in Çingene çeşitlemesi olabileceği kanaatine vardık. Sözün aslı "kokulu hava" veya "kahkaha" imiş! Bu böyle söyleniyor. Kırklareli'nin Asılbeyli köyü Kakava’nın merkezi olarak görünmektedir. Kırklareli'nin, Osmanlı devrinde yoğun bir Çingene nüfusuna sahip olduğunu bilmekteyiz. Anayurtları Hindistan'dan uzaklaşmakla öz kültürlerinden de büyük ölçüde ayrı düşen Çingenelerin, çevrelerinde yaşadıkları toplumlardan bir şeyler alıp, bunu kendilerine uydurmaya çalıştıkları zaten bilinen bir husustur. Bu yoğun nüfus, Hıdrellezi alıp kendi kültürleriyle yoğurmuş ve bir Kakava yapmış olabilecektir. Ohâlde, Kakava da pekâlâ Kırklareli'nden çıkmıştır, diyebiliriz. Edirneli Çingeneler gücenmesinler fakat, durum galiba da böyledir!

Kakavanın davetiyesi, belki kendisinden daha ilgi çekicidir. Şöyle ki: Millet-i kademe-i (kadim mi acaba?) necipte Kıptiyân'ın yevm-i mesud-ı mübarek-i bugün yedinci Mayıs .... günü sabahı gün doğmadan yarım saat, onbeş dakika, üç saniye evvel, edasına borçlu olduğumuz büyük ve mukaddes Hızır-İlyas bayramının ayini dâvetiyesidir. Sıra noktalarla gösterdiğimiz yere, altı Mayıs hangi güne rastlıyorsa onun adı yazılıyor. Kakava’nın, Hıdrellez’den bir gün önce kutlandığını da hatırlayalım. Ancak, son zamanda gün konusunda katı davranılmayıp, esneklik gösterilmektedir.

Gerek Hıdrellez ve gerekse Kakava’yı kutlayacaklara iyi eğlenceler! 

Yeni Çeribaşı’ya da Çingenelerin mutluluğu adına başarılar!




Mete Esin

  • ALINTI YAPMAK İÇİN

    • Yazarlarımızın makaleleri ve Sayın Günay Tulun'a ait şiirlerin, "Radyo-TV ile diğer basın ve yayın organlarında" yayım ilkesi: Önceden haber verme, eserin aslına sadık kalma, eser sahibiyle alıntının yapıldığı yer adlarını anlaşılır bir açıklıkla belirtmektir. Yayın öncesi bildirim imkânının bulunamadığı aniden gelişen durumlardaysa nezaket gereği, [sessizliginsesi.tr@gmail.com] adresine yayın sonrası bilgi gönderilmesini rica eder; tüm yayınlarınızın başarılı geçmesini dileriz.
  • ESER EKLEMEK İÇİN

    • "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm basılı ya da dijital yayın sayfalarında halkımızın geniş dünya ilgisine uygun olarak her türlü konuya yer verilmiştir. Yayınlanan fotoğrafların büyük bir kısmı "Kadim Okurlarımız" tarafından gönderilmiştir. Fotoğraf ve çizgi resimlerde "İlişkinlik-Telif Hakkı" konusunda tereddüt oluştuğunda bu eserleri yayından çekme hakkımız saklıdır. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm gazete, dergi, site, blog gibi yayın araçlarında yayınlanan makale ve diğer yazı türleriyle fotoğraf, resim, yorum gibi her türlü eserin; üçüncü şahıs, kurum ve kuruluşlara karşı her türlü sorumluluğu, bu eserlerin sahibi olan yazar, gönderici ve ekleyicilerine aittir. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"nun yayın organlarına kayıt edilen ya da kaydedilmek üzere gönderilen eserlerin, telif hakları konusunda problemsiz olmaları önemli ve gereklidir. Yayın Kurulu, gönderilen eserleri yayınlamaktan vazgeçebileceği gibi, dilediği yayın organlarından birinde ya da hepsinde aynı anda ya da değişik zamanlarda yayınlayabilir, yayınlamak isteyen üçüncü şahıslara, tüzel kişiliklere ve kurumlara onay verebilir ya da onlar tarafından yayınlanmasını engelleyebilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki bu eserler, okura saygı kuralı gereği Türkçe kurallarına uygun olmalıdır. Yazılar yayınlandıktan sonra, yazar ya da ekleyicisi; istifa, uzaklaştırılma, çıkarılma dâhil herhangi bir nedenle yazı göndermesi sonlandırılmış olsa dahi "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu Yayın Kurulları"nın oy birliği içeren onay kararı olmadan eserlerinin kayıtlarımızdan ihracını isteyemez, istediği takdirde bunun reddedileceğini en baştan bilmelidir. Gönderici ve yazarlarımızın bu konuya önceden dikkat etmeleri, ileride ihtilaf doğmaması için baştan eser göndermemeleri gerekmektedir. Yayın organlarımıza ekleme yapanlar, bu konudaki sorumluluklarını okumuş ve kabul etmiş sayılacaklardır. Uzun süre yazı göndermeyen ya da yazmayı bırakan köşe yazarlarımızın o güne kadar gönderdikleri tüm yazılar "Konuk Yazarlar" bölümüne aktarılarak yeniden yazı göndermeye başladığı güne kadar köşesi kapatılır. Köşeyi kapama ya da kapatılan köşeyi açıp açmama konusunda karar sahibi, "Sessizliğin Sesi Grubu" ile "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"dur. İhtilaf durumunda, İstanbul'un Kadıköy Mahkemeleri yetkilidir.
  • YORUM YAZMAK İÇİN

    Sayın Okurlarımız: Yorumlarınızı; Grubumuza ait "Google, Yahoo, Mynet, Hotmail, TurTc " ve diğer posta adreslerimize göndermek yerine, "Yorum bölümü açık olan sitelerimiz"deki; yorum yazmak istediğiniz yazının alt kısmında yer alan "Yorum", "Yorum Yapın", "Yorum Yaz" veya "Yorum Gönder" tuşlarını kullanarak doğrudan kaydetme olanağınız bulunmaktadır. Yazacağınız yorumlarınızın; gecikmeksizin, anında yayına girmesini dilerseniz bu yolu tercih etmenizi, saygılarımızla öneririz.

TÜM SİTEYİ DİLDEN DİLE ÇEVİRMEK İÇİN, "DİLİ SEÇİN"İ TIKLAYIN